Nasıl sağlıklı hamile olunur?

Uykusuz Bir Anne

Administrator
Yönetici
Sonografiler, ekografiler, laboratuar araştırmaları, amniosentez... Teknoloji ne kadar ilerlerse ilerlesin dünyaya bir çocuk getirmek hala çok büyük sorumluluk isteyen, ciddi bir serüven. Bu uzun serüvene başlarken, kadının kendine özel bir disiplin uygulaması gerekli. Bu konuda hem bilginizi arttırmak, hem de merakınızı gidermek için geniş bir yazı hazırladık. Her kadın gibi siz de anneliği düşünüyor, buna hazırlanıyorsanız öğütlerimize kulak verin.

Son zamanlarda, tıbbın giderek ilerlemesi, teknolojik gelişmelerin hızlanması karşısında, artık hamileliklerin hiçbir sorun yaratmayacağı her şeyin normal seyredeceği düşüncesi yaygınlaştı.

Bugün pek çok kadın ultrasonografi mucizesine öylesine bel bağlıyor ki, hiçbir sorun çıkmayacağına ve her şeyi görüp bilmenin mümkün olduğuna inanıyor. Ekranda karnındaki minik bebeği görünce büyülenmiş gibi kalakalıyor ve artık her şeyin çözümlendiğini düşünüyor.

Belki on yıl öncesine oranla prematüre (erken) doğum ya da düşük olaylar inanılmaz ölçüde azaldı. Ama bu tümüyle noktalandı anlamına gelmemeli. Bir ülkede prematüre doğum ne kadar fazlaysa, o ülkede hamilelikler o kadar bilinçsiz ve cehalet içinde geçiyor demektir. Günümüzde hamile kadınlar durumları hakkında, yeterli bilgiye sahip olduklarında, hamilelikleri çok daha düzgün, sorunsuz ve uyum içinde sürüyor, doğumları da o oranda rahat ve kolay geçiyor.

Günümüzün aşırı aktif kadınının, hamilelik sırasında otomobille yüzlerce kilometre yol kat etmekten kaçınmadığını, bu yüzden de su kesesi yırtılıp, bebeğin yaşamı tehlikeye düşünce, şaşırıp kalıyor. Uzmanlar, bir bebek dünyaya getirmenin çok ciddi bir serüven olduğunu, bunu başarıyla sürdürmek için hamile kadının kendini disiplin altına alması gerektiğini belirtiyorlar. Acele etmemek, sakin yaşamak, ağır hareket etmek bu kuralların başında yer alıyor. Hamile kadın zamanla yarışmamalı, dinlenmeyi bilmeli. İşte bu yüzden kadın çalışıp aktif bir hayat sürse de; "bana bir şey olmaz" düşüncesiyle çılgınca bir yaşamaktan kaçınmalı.

Nasıl sağlıklı hamile olunur?

Kadının sağlıklı bir hamilelik, rahat bir doğum geçirebilmesinin ilk şartı, jinekologlar, kadın doğumcular ya da ebeler tarafından 9 ay boyunca yakından izlenmesi gerektiğidir.

Hamile kadın sekizinci aya kadar, aylık kontrollerle izlenir. Sekizinci aydan itibaren bu kontroller önce üç haftaya, daha sonra da 15 günde bire indirilir. Bu kontroller mutlaka yapılmalıdır. Söz konusu olan annenin ve bebeğin sağlığıdır. Ancak bu sözü edilen rutin bir kontroldür. Hamile kadın düzenli aralıklarla doktoruna gider. Özelliği olan gebeler ise, ortaya çıkan sorunun ya da gebeliğin seyrine göre, kontrolleri sıklaştırmalıdır.

Örneğin, kan uyuşmazlığı olan hamileler, bazı laboratuvar araştırmaları istendiği için, doktorlarını daha sık görme gereği duyuyorlar. Özgeçmişinde bazı rahatsızlıklar olan gebelerde de (hipertansiyon ya da böbrek hastalığı gibi) takipler daha sık uygulanıyor. Hekimle yapılan aylık görüşmeler aslında her şey normal seyrettiği sürece çok sıradan ve çok basit görünebilir. İdrar kontrolü, kilo Ölçümü, rahim yüksekliğinin ölçülmesi gibi rutin tetkikler, anne adayıyla yapılan görüşmeler, doktora hamileliğin nasıl geliştiğini anlatmak için yeterli bilgiyi verir. Ayrıca bu kontroller sırasında kadın, kafasını kurcalayan, endişe ettiği her konuyu doktoruna sorarak, rahatlayabilir.





Hamilelere öğütler

Hamilelik bir hastalık değildir. Ancak hamile kadın bu dönemde kendine çok dikkat etmeli ve uyanık davranmalıdır. Çünkü vücudundan alacağı mesajlar çok önemlidir. Vücudu ona yanlışlarını hemen hatırlatacaktır. Aşırıya kaçtığı ya da yanlış bir şey yaptığı anlarda onu hemen uyaracaktır.

Hamilelik sırasında kadının vücudunda, metabolik ve fizyolojik değişiklikler ortaya çıkar. İç organlarında çok önemli değişiklikler meydana gelir. Bunlar ilk anlarda kadının paniğe kapılmasına yol açabilir.

Örneğin hamileliğin ilk üç ayı vücudun reaksiyon dönemidir, denebilir. Uyum dönemi de diyebiliriz bu devreye. Çünkü vücudun hamilelik karşısındaki tepkileri, bu dönemde görülür. Adaptasyon daha sonra gelecektir.

İkinci üç ay, hamileliğin en rahat dönemidir. Kadın artık rahatlamıştır. Sorunları azalmıştır. Bu dönemde artık kendine bakmayı, bebeğini taşımayı da öğrenir. İşte bu sırada duruşuna çok dikkat etmesi, bebeğini yalnızca karın kaslarıyla değil, karın ve kalça kaslarını beraber çalıştırarak taşımalıdır. Rahminin bütün ağırlığını karnına yüklememelidir.

Üçüncü üç ay, artık doğuma hazırlık dönemidir. İşte bu dönemden itibaren, yani 20'inci haftadan itibaren dilerse hamile eğitimine başlayabilir.

Hamile eğitimi sırasında anne adayına vücudun artan oksijen ihtiyacını sağlayabilmek için soluk alıp verme egzersizleri yaptırılıyor. Ayrıca diyaframın güçlenmesi için aynı şekilde soluk alıp-verme, gevşeme ve esneme hareketleri de öğretiliyor.

Yoga türündeki gevşeme hareketleri sayesinde, anne adayı loş ve sessiz bir ortamda, konsantre olarak, tüm kaslarını tamamen gevşetmeyi öğreniyor. Bunun amacı ise iç enerjimizi yükseltmek, yani doğum anında, ağrı geldiği zaman, bu ağrıyı karşılayabilmek ve kaybolan enerjiyi yeniden geri alabilmektir.

Hamile jimnastiğinin bir yararı da karın kaslarını güçlendirip, doğum kanalının esneyip açılmasını sağlamak, dolayısıyla da doğumu kolaylaştırmaktır. Bu hareketler, eklemlerdeki ödemi çözüp tüm vücudu rahatlatacaktır. Bu egzersizler evde de yapılabilir. Ancak nefes metotlarıyla uyumlu sürdürülebilmesi için bir uzmanın denetimi altında yapılması daha sağlıklıdır.

Kadın hamilelik döneminde hiçbir egzersiz yapamıyorsa, hiç değilse bol bol yürüyüş yapmalı. Ancak bu yürüyüşler sırasında asla zorlanmamalı, vücudundan gelen mesajlara kulak vermeli, zorlandığını hissedince, hemen anında bırakmalı.

Beslenmeye gelince, hamilelik boyunca yağlı ve kilo aldıracak besinlerden kaçınmak gerekir. Buna karşılık protein, sebze ve meyve ağırlıklı bir beslenme tarzını benimsemek şarttır.

Şekerli, unlu, aşırı yağlı besinlere mümkün olduğunca az yemeli, ama süt ve sütlü besinlere özellikle hamileliğin son üç ayında çok ağırlık vermelidir. Günde en az iki, üç bardak süt içmek, annenin diş sağlığını koruması açısından da önemlidir.

Cinsel ilişki konusunda yalan yanlış düşüncelerden kaçınmalısınız. Genel olarak hamilelik süresince cinsel ilişkinin bir sakıncası yoktur. Ancak, hamilelikte bir düşük tehdidi söz konusuysa, doktor ilişkiyi yasaklayabilir. Bu dönemde östrojen hormonunun artışıyla kadında cinsel istek çoğalabilir. Rahim klitoris üzerine baskı yaparak kadını uyarır ve orgazm kolaylaşır. Kadın hamileliği süresince düzenli ve sağlıklı bir cinsel ilişkiyi rahatlıkla yürütebilir. Tabii çiftler cinsel ilişki sırasında akrobatik hareketlerden kaçınmalı, hamileliğin koşullarına uygun pozisyonları denemelidir. Uzmanlar cinsel ilişkiyi hamileliğin sadece 37. haftasından sonra yasaklıyor.

Hamile de güzeldir

Belki hayatınızın en güzel ve en heyecanlı dönemini yaşıyorsunuz. Unutmayın hamilelikte de her zamankinden daha güzel ve çekici olmayı başarabilirsiniz. Bu özel günlerde vücudunuzun en zayıf noktalarına özen gösterip güzel ve bakımlı kalabilirsiniz.

Güneşten korunun. Dudak üstlerinde, yanaklarda, kaşların altında, çenede hoş olmayan bazı lekelerin ortaya çıkması biraz da güneşin suçudur. Halk arasında "Hamilelik maskesi" adı verilen bu koyu kahverengi lekeler cilde bronzluk veren, güneşten yanık bir bola gelmemizi sağlayan, dokularımıza renk kazandıran "melanin'in düzensiz ve başıboş salgılanmasından kaynaklanır. İşte bu nedenle hamilelik süresince yaz ya da kış, günesin zararlı ışınlarından korunmak gerekir. Özellikle ilkbahar ve yaz aylarında, güneşe çıksanız da çıkmasanız da, mutlaka yüzünüze koruyucu faktörü yüksek bir güneş kremi sürerek yüzünüzü sakının.

Cildinizi nemlendirin. Cildiniz aslında kuru olmasa bile, hamilelik süresince, eskisinden daha kuru bir görünüm alacaktır. Bunu doğal karşılamak gerekir. Çünkü cildin yağ hücreleri eskisinden çok daha az sebum üretirler. O halde cildinizin esnekliğini ve nemini kaybetmemek ve kırışıklara meydan vermemek için düzenli olarak iyi bir nemlendirici krem kullanmalısınız. Hatta biraz ileri gidip yüzünüze her zamankinden daha yoğun bakım ürünleri kullanın.

Karin çatlakları. Kalçalarda, göğüslerde en önemlisi de karında ortaya çıkabilecek çatlaklar cildin esnekliğini sağlayan dokulardaki güçsüzlük nedeniyle görülür. Dokuların aşırı gerilmesiyle ortaya çıkan bu çatlaklar, biraz da kalıtımın ve yaşın etkisini taşırlar. Bazı ince çatlaklar zamanla giderek silinse de, genellikle derin olurlar ve ömür boyu kalıcıdırlar. Bunu önlemek için aşırı ve ani kilo almamaya dikkat etmek gerekir.

Bazı özel kremlerle cildin dokusunu güçlendirmek, çatlamayı önlemek mümkün olabilir. Plasenta, kolojen ve sarmaşık özü içeren bazı ürünlerin bu konuda çok yardımcı olduğu biliniyor. Bu durumda hamileliğin üçüncü ayından itibaren bu tür krem ve yağlarla vücudun karin, göğüs ve kalça gibi en hassas bölgelerini düzenli olarak beslemelisiniz.

Formunuzu korumalısınız.

Mümkün olduğu kadar hareket edin. Acele ve sert hareketlerden kaçınacağım diye "mum gibi" biri olursaniz, kilolar üstüste biner. Yürüyüş bu konudaki en büyük yardımcınızdır. Çünkü hem kan dolaşımını hızlandırır, hem de kilo almayı önler. Üstelik kaslarınızı da güçlendirir. Hamilelik sırasında önerilen sporlardan biri de yüzmedir.

Hamile iki kişi için yemek yemeli. Artık bu düşünceye itibar etmiyor. Ancak besinlerinizin protein meyve ve sebze ağırlıklı olması, süt ve süt ürünleri içermesi önemlidir. Asla aşırı beslenme eğiliminde olmayın. Vitamin ve mineral içeren besinleri masanızdan sakın eksik etmeyin. Çikolata yerine elma, mandalina ve üzüm yiyebilirsiniz.

Bacaklarınızın şişmesini önleyebilirsiniz. Hamilelik sırasında ayaklar ve bacaklara çok yük biner, çok sıkıntılı anlar yaşanır. Hamileliğin özellikle son üç ayında ayak ve bacaklar çok fazla şişerek rahatsızlık verir. Giderek zorlaşan bu dolaşım sorununu gidermek ve bu varis tehlikesini uzaklaştırmak için çok sıcak banyo yapmaktan ve bacaklarınızı uzun süre güneşte tutmaktan kaçınmalısınız.

Ayrıca sıkı lastikli çorap, külot ve pantolon da giymemelisiniz. Yüksek topuklu ayakkabılar da hamilelikte bacağınızın düşmanıdır, unutmayın. Ama bunun yanında düz, topuksuz ayakkabılar da aynı derecede zararlıdır. Ayakkabınızın topuğu 3-5 cm olmalıdır. Tatil için deniz kenarına giderseniz bacaklarınızı deniz suyuna sokun, ama güneşten kaçının. Akşamlari bacaklarınızı bir tabureye uzatıp, bilekten dizlere doğru masaj yapmayı ihmal etmeyin. Bu arada bacaklarınızdaki fazla tüyleri alırken ağda yapmaktan kaçınmalı, tüy dökücü kremleri tercih etmelisiniz.

Terlemeyi kontrol altında tutmalısınız. Hamilelik boyunca, cildin yağ hücreleri uyuklarken, terlemeyi sağlayan ter bezleri aksine anormal bir şekilde çalışır. Bu biraz da bebek size misafir olduğundan bu yana, işi pek zorlaşan böbreklerin yükünü hafifletmek için vücudun koruyucu bir işlevidir. Böylece toksinlerin atılmasında onların da bir payı olur.

Bu durumda ter kokmamak, her zaman temiz ve bakımlı olmak için günde iki kez duş yapmalısınız. Duştan sonra vücudunuzu kurularken, hassas bölgelere, özellikle koltuk altlarına, kasıklara, karın altına, bacak aralarına ve ayaklarınıza pudra sürmeyi unutmamalısınız. Pamuklu iç çamaşırı giymeyi ve sık sık değiştirmeyi adet edinin. Terleme ancak çok aşırı boyutlarda ise deodorant kullanın. Aksi takdirde deodorant kullanmaktan kaçınmanızı öneririz.

Dişleriniz özen ister.

Aslında sanıldığının aksine, hamilelik diş çürümesini arttırmaz. Ancak daha önceden var olan gizli çürükleri ortaya çıkararak, onları ciddi birer sorun haline getirir. Bu yüzden dişçiye gitmeyi ihmal etmeyin. Dişlerinize baktırın. Çünkü diş çürüğü demek, mikroplara açık kapı demektir. Basit bir çürük, vücudunuzu mikroplara karşı zayıf bir duruma getirebilir. Bu da hem annenin, hem de bebeğin sağlığını tehdit edecektir. Dişlerinizi düzenli bir şekilde fırçalayın, sık sık diş doktoruna görünün. Süt ve sütlü ürünlere ağırlık vererek beslenin. Arada sırada dişlerinizi kanamalara karşı tuz ya da karbonatla ovun.

Hamilelik dönemi ve ilaçlar

Uzmanlar hamilelik döneminde ilaçlardan mümkün olduğunca kaçınmak gerektiğini hatırlatıyorlar. Aslında hamile kadının bütün ilaçlara kuşkuyla bakması gerekiyor. En zararsız görünen ağrı kesicilerin, öksürük şuruplarının, fitil ya da vajinal tabletlerin bile zarar verebileceğini unutmayın! Her ne ilaç kullanacaksanız bunu önce doktorunuza danışın. İlaçların prospektüslerini dikkatlice okumalısınız, aşağıda sıraladığımız, en sık kullanılan ilaç türleriyle ilgili uyarılarımıza kulak vermelisiniz.

Sakinleştiriciler ve uyku ulaçları. Ancak çok gerektiğinde ve doktor kontrolü altında kullanılmalıdır.

Antibiyotikler. Hamile kadına gerektiği zaman verilebilir, ama cycline ailesinden bazı antibiyotik türleri bebeğin dişlerini sarartacağı için zararlı olabilir.

Vitaminler ve enerji hapları. Aslında en ideali hamile kadının dengeli bir beslenmeyle vitamin ve mineralleri besinlerden almasıdır. Doktorlar krampları önlemek için B vitamini, hamileliğin sonuna doğru da D vitamini ve sinirleri yatıştırmak için de magnezyum verebilirler. Bu arada yine son aylarda kalsiyum takviyesi yapılabilir. Küçük dozlarda polivitamin içeren haplar da kullanılabilir.

Ağrı kesiciler. Hamilelikte aspirin önerilmez. Çünkü aspirin plasentayı geçip doğrudan cenini etkileyerek kanamaya yol açabilir. Bunun yerine Parasetamol önerilir. Ama siz siz olun ancak doktorun önereceği bir ağrı kesiciyi kullanın.

Hamilelikte kan pıhtılaşmasını önleyen ilaç almak kesinlikle yasaktır.

Kortizon. Çok özel durumlar dışında kesinlikle kullanılmamalıdır. Bu arada bazı göz pomatlarının, burun damlalarının kortizon içerdiği de unutulmamalı. Bunları almadan önce de mutlaka doktorunuza danışmalısınız.

Hormonlar. Zaman zaman gerekebilen hormonları da doktorunuz önerdiği takdirde kullanmalısınız. Akupunkturun bilinen zararlı bir etkisi yoktur.

⚠️ Tıbbi Uyarı​


Bu forumda paylaşılan içerikler bilgilendirme ve kişisel deneyim paylaşımı amacı taşımaktadır.
Burada yer alan yazılar tanı koyma, tedavi önerme veya tıbbi tavsiye niteliğinde değildir.

Her bireyin sağlık durumu farklıdır. Bu nedenle sağlıkla ilgili herhangi bir konuda karar vermeden önce mutlaka bir doktora veya yetkili bir sağlık uzmanına danışmanız önerilir.

Forumda paylaşılan bilgilerin kullanımı tamamen kullanıcının kendi sorumluluğundadır.
 

Öne çıkan içerik

Geri
Üst